Cumartesi, Mayıs 05, 2007
içimden geldi...
Hayat bazen zor, bazen de olağan ...
koşturuyorduk ya!
Usanmadım, koştum, çalıştım, didindim,kazanılması gereken paralar vardı, karın tokluğuna da olsa;güzeldi dedim.
İmla hatalarım ezelden beridir benleydi, aldırmadım.
Küçük hayaller kurdum, söylemedim; kendime sakladım.Sabah kahvaltısının açık çayı, denizin kokusu; çalışırken dinlediğim müziklerim vardı, mutlu olabilmek için sefertasıma kolay ulaşabileceklerimi doldurdum.Başka çareler, başka başka fikirler aramadım, iş yerinde yemeğimizi de veriyorlardı, daha ne olsundu.
Böyle bir hayat yaşadım işte… daha ne olsun ki!
Hayat bazen zordu; çok düşünen herkes için; hayat bazen kolaydı çocuklar, yaşlılar ve sokak kedileri için… Hayat bazen olağandı, kabullenebilen yıldızlar için…
Vaat edilenlere inanmamayı doğarken kulağımıza fısıldamışlar… duyup duyabileceğimiz tek gerçeğimiz bu olmuştu, sonra ışıklar kapandı, sessiz bir mutluluk çöktü; uyuduk hepimiz…
Cuma, Mayıs 04, 2007
Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam... Cik...

******************
Bırakıp gidersen bil ki yasamam
Ömrümden canımdan ne istersen al
Gülü susuz seni aşksız bırakmam
Üşüdüm diyorsan güneş olurum
Yanarım sevginle ateş olurum
Dolarım havaya nefes olurum
Gülü susuz seni aşksız bırakmam
Gönlündeki derdi siler atarım
Ümit pınarıyla coşar akarım
Kış göstermem sana ben hep baharım
Gülü susuz seni aşksız bırakmam…
Ben empati yapıyorum... Ya siz?
Şimdilerde uygun olsun olmasın herkesin dilinde empati var.. Aslında anlamı şu bildiğimiz kendini başkasının yerine koymak, acıları sevinçleri paylaşmak, halden anlamak filan demek. Psikoloji sözlüğündeki karşılığı aynen şöyle: “Başkalarının düşünce ve duygularının ve bunların olası anlamlarının, objektif bir şekilde farkında olma; karşısındakinin duygu ve düşüncelerini temsili olarak yaşama.”
Bu tanımların hepsi doğru ama ben en çok şu lafı seviyorum. İnsanlar arasında bir sorun, bir anlaşmazlık olduğunda “insan acıkanı yanağından, susayanı dudağından anlamalı” denir. Halimize bakılırsa ihtiyacımızın olduğu ortada! Çünkü bizler büyük laflar edip, küçük şeyleri bile ifade edemez, anlatamaz, anlayamaz olduk....
Beynimi patlatır, yüreğimi buruştururcasına olup bitenlerle uğraşırken, işte böyle bir duruma düşeriz. Yine fena halde kendimizden ve sahicilikten uzaklaşıp, koca laflar eden büyümüş de küçülmüş sevimsiz bebelere dönmüştük. Sürekli ona buna dil çıkarıp “aptaaal bak n’aaptırttın!” diyorduk! Camı kıran, canları kıran, hayatları kıran bizdik ama “başkaları” yaptırttırıyordu hep! İyi de biz niye yapıyorduk, buna bakan yoktu hiç.
Özünde; insan şiddeti kendisi için tehdit oluşturana yönlendirir. Siz kendinizi ne kadar “zavallı” hissederseniz, tehdit algınız da o kadar artar, çoğalır. Gün gelir “vay, yan baktın, çamura yattın!” noktasına gelir ki, bugün o gündür. İşte bu yüzden hemen, şimdi hatırlamalıyız. Yüreğimizi ısıtacak, aklımızı salimleştirecek, bedenlerimizi gevşetecek en sahici şeyleri hatırlamalı ve bebelerimize de belletmeliyiz. Yani ki aşkı, bilgiyi ve toprağı, üretmeyi… Çünkü “güç”, bunların toplamı....
Aşk hayatımda her zaman olmadı ama empati duygusu bana ailemden aldığım en büyük miraslardan biri... Sen anlamazsan, ilerde başkası da seni anlamaz... Ek ve biç... Komik ama gerçek... Heyoooo ben çok empati 'mle...
cik...
Cuma, Nisan 27, 2007
World a dance you become lucky our day... Cik
Müziğin, belkide sadece içimizdeki sesin ritmine kulak vererek, kendimizi bedenin kıvrımlarıyla dile getirmek, hem kişisel, hemde kişisel olduğu kadar genel bir dışa vurumdur dans.
Bir mutluluk aracıdır dans… ve içimizdeki var olan güzellikler dansla ifade bulur...
Ayrıca dans, görülmez müzik ritmlerinin görünür fizik hareketlerine dönüştürülmesi olarak da tanımlanabilir .
Hayatımıza dansın girmesi;
Yoğun iş temposu ve beraberinde gelen stresin atılmasına
Çocukların fiziksel ve ruhsal gelişiminde pozitif etki yaratmasına
Kişinin kendi özgüvenini sağlamasına
Hayata yeni bir umut, yeni bir tutku ve heyecanla sarılmamızdır :))
YA SİZCE?
Bütün dansseverlerin (eheheee özellikle Latin Dans severlerin ) , tüm sanat severlerin (dans bir sanattır), Dünya Dans Gününü Kutluyorum...
World a dance you become lucky our day... Cik
(dünya dans günümüz kutlu olsun ... cik)
Çarşamba, Nisan 25, 2007
Hayat ...
Hiç bitmeyecekmiş gibi
Tüm varlığını hissettiren
Sonuna kadar yakan, kasıp kavuran bir ateş...
Teninde, seninle ama senden daha güçlü...
Ne zaman bu ateş söner,
Ne zaman bu yolların yenisi karşına çıkmaz
Anla ki gerçek ayrılık vakti geldi
Yaşadıkların ayrılık değil,
Sadece oyunun bir parçası.
Yeni bir oyunda görüşmek üzere...
Salı, Nisan 24, 2007
Merak ...
Beraber olduğumuz arkadaşlarımızın ilişkilerini merak etmemiz doğal. Özel hayatlarını, evdeki davranışlarını, birbirlerine göründükleri kadar aşık olup olmadıklarını bilmek isteriz. Aslında bunları merak etmekle kalmayız, aynı zamanda kendi ilişkimizin onlarınkinden daha mı iyi, yoksa daha mı kötü olduğunu araştırmaya çalışırız.
“Kendini diğer çiftlerle karşılaştırmak insan doğasının bir parçasıdır. Etrafımızdaki insanların ilişkileri birçok kez bize yararlı şeyler öğretir, ama aynı zamanda büyük bir tehlike de oluşturabilir. Onların davranışlarını yanlış anlamak, kendi ilişkimizi yanlış değerlendirmemize, yok yere üzülmemize yol açabilir” diyor uzmanlar.
Diğer insanların kapalı kapılar ardında yaşadıkları hayatları daha iyi anlamanız ve kendi ilişkinizi doğru bir şekilde değerlendirebilmeniz için, diğer çiftlerin ilişkileri hakkındaki 7 gerçeği açıklıyor.
Genelde bizim görmek istediğimiz gibi davranırlar !
Hani her grupta gıptayla bakılan, “onların aşkı bir başka” denilen bir çift vardır ya... Onları her zaman uyumlu, birbirlerine deliler gibi aşık görürsünüz ve çoğu zaman onlara olan hayranlığınızı dile getirmekten de çekinmezsiniz.
Aslında olağanüstü görünmek hiç de kolay olmayabilir. Size sergiledikleri o dört dörtlük davranışların çoğu doğal olmayabilir. Bir kere ideal çift statüsünü kazandıktan sonra, çiftiniz sırf bunu korumak için sizin onlardan beklediğiniz gibi davranma çabasına girebilir. Uzmanlara göre bu bir tür sosyal motivasyondur. Çevremizdekilerin bizi tanıma biçimi davranışlarımızı etkiler. Bize bir rol verilir ve bu rolü sürdürmek için çoğu zaman yüzümüze bir maske takmak zorunda kalırız.....
Pazartesi, Nisan 23, 2007
Çarşamba, Nisan 18, 2007
Salı, Nisan 17, 2007
Dans ve dans tanımları...


Yanlızca bir gün...
Hadi kendinize bir gün ayırın.. mümkünse herkesi evden kovun... Kendinizi şımartın o gün. Hiç kullanmadığınız kremlerinizin olduğu çekmeceyi açın, karıştırın bakalım neler çıkacak. Eminim maskeler, banyo jelleri, köpükler, vücut kremleri... bir sürü bakım kremi çıkacaktır. Şimdi onları kullanma zamanı ...Yalnız kaldık mı? Öncelikle “beynimizi” dinlendirelim.. evet atın kafanızdan bütün düşünceleri, bu kolay olmasa da!
Sevdiğiniz bir bitki çayı hazırlayın kendinize.. mutlaka hafif bir kahvaltı etmiş olun. Ben olsam üzerime de yumuşacık bornozumu geçiririm. Evin en sevdiğiniz köşesine oturun, uzanın. Güzel, dinlendirici bir müzik.. Cindy’nin seçimi “Imogen Heap – Sleep” olurdu. Güzel şeyler düşünün; deniz kenarını, ormanı, maviyi ve yeşili.. sizi rahatlatan şeyleri düşünün. En güzel terapi..
Uyuyup kalmadan önce yavaşca kalkalım yerimizden. Şimdi suya girip bedenimizi rahatlatalım. Bir peeling edinin kendinize ve ölü hücrelerimizden arınalım, ardından kokulu duş jellerini kullanın. Köpürtün, köpürtün kendinize bir güzellik banyosu hazırlayın. Vücut peeling’i ve yüz
peeling’ini mutlaka kullanın ki yaklaşan yaz mevsimini karşılarken ölü hücrelerden kurtulup yenilenmiş olarak karşılayalım güneşi. Ardından açılmış gözeneklerimizi sıkılaştırmak için de bir yüz maskesi edinin. Bu işlemi haftada bir uygulayabilirsiniz. Yüzünüz için haftada bir gözenekleri açıcı ve ertesi gün de gözenekleri sıkılaştırıcı maskeler edinebilirsiniz. Bir gün ara vermek cildi rahatlatır.Eveeettt.. bu adımıda geçtikten sonraaaa.. gelelim odamızaa! En sevdiğiniz kıyafetinizi seçin. Giyinin, süslenin aynada kendinize bakın. Gözleriniz daha farklı bakıyor değil mi? Üstelik bunu siz kendiniz başardınız. Evinizde, kimseden bir hizmet almadan. Evet profesyonel bakımları her zaman tavsiye ediyoruz ama imkanımız, zamanımız yok ise kendi kendimize de bir “kendini şımartma günü” yapabiliriz.
Ayrıca böyle bir günü eşiniz veya sevgiliniz ile de yapabilir hayatınıza yeni bir heyecan katabilirsiniz. Neden olmasın?
Kendinize vakit ayırın! Yoksa yaşamdan nasıl keyif alabiliriz ki!!
Pazartesi, Nisan 16, 2007
piercing den 1 sene sonra tattoo...
Ikinci dikkate alinacak sey ise sudur. Sehir sularimiz yeterince temiz olmadigi için özellikle ilk 3 gün dus alirken dövmeli bölgeyi korumaliyiz. Ayni sey deniz ve havuz sulari içinde geçerlidir. Fakat bölgeye sürekli sürülen kremden dolayi çevre tozlari, kiyafetlerin sürtünmesi vs. gibi sebepler asiri kirlenmeye neden olabilir. Bu durumda ise temiz oldugundan emin oldugumuz ilik suyla bölgeyi yikayabiliriz.son birkaç gün olusacak olan kasinti çok normaldir. Bir parça buz bölgede rahatlamayi saglar. Olusan kabuk kesinlikle kopartilmamalidir. Her sey yolunda gitse dahi yinede birinci haftadan sonra dövmeciye ugranmalidir. Gerekli görülür ise rötüs yapilir. Artik dövmeli bölgeye özel bir uygulama yapmaya gerek yoktur. Tek dikkat edilmesi gereken asiri günesten korunmaktir. Simdiden dövme ve piercing yaptiracak arkadaslara bol sanslar ve saglikli günler diliyorum....
Çarşamba, Nisan 11, 2007
Salı, Nisan 10, 2007
Bir şiir ve duygularım...

Gözlerini kapatıp, uzanarak
Sükûnet limanında demirleyip
Şöyle bir derinden soluklanarak.
İç geçirmeden geçmişine, yaşanmamışlıklara
Her anında yüreğinin sesini dinleyip
Daha iyiyi arayarak, kovalayarak.
Sevginin gücüyle yarınlardan umutlanarak
Etrafında olan biteni unutmayıp
Gönlünce yaşamak, bu kubbede hoş seda bırakarak...
******* Benim çok yeni ve çok cici bir hayalim var...
Pazartesi, Nisan 09, 2007
Beklemedeyim...




